20090730

alone?

ne güzel bir sorudur bu..

20090727

tren rayları ve vapurlar üzerine martaval okumalar

Birbirimize koşmuştuk. Havaya ve suya kavuşacağız sanarak..
Ne çok aydınlık aldık, ne çok gün yüzü gördü ellerimiz, kollarımız..
Yeşerdik, yapraklanmadan evvel doya doya çiçek bile açtık.
Kumsallarına yayıldı kokumuz uçsuz bucaksız kıyıların.
Aramızdakileri telaffuz etmenin bir alemi yok; doğa konuşuyor, anlatıyordu zaten.

Yoğun ve ciğerleri felç edecek kadar rüzgarsız bir gece, alamadığımız nefeslerin doluştuğu bir odada korkularla boğulduk gırtlağımızda düğümlenen.
Arkasından bakakaldığım gökyüzü, herkesten daha mavi gördüğüm, hiç parlamıyor; sönüyordu.
Kaybederek ışığını karıştı geceye.

Kapıların gıcırtısı yormuştu belki de. Birden bire bu kadar yadırgayacağımı düşünmemiştim bile..

Etkilenmiyoruz sanıyorduk hep. Etkilenmediğimizi sanıyordu herkes. Kimse karanlığımızla üzülüp daha da uzaklaşmasın diye belki de.
En masum düşünceler bile alev aldı o yoğunlukta; söndüremedik.
O kadar hayret ettik ki hatta daha fazla görmeye dayanamadık.

Nasıl bir kopukluk, dağınıklık..
nasıl bir yara ki bu,
parmaklarının ucu bile yakıp iyileştiremez.

20090722

if it takes forever..

inanılmaz günler geçirmekteyim. ama i-na-nıl-maz!
önce farkedişler, uyanışlar, "aaa evet ya bu yüzden" aydınlanmaları geldi sonra kalp çarpıntıları, yeni insanlar, yeni dokunuşlar, yeni yatak çarşafı, ahşap ve yaşayan ev kokusu..
güzel insan ruhu, paylaşımlar.. 17709 kere üzerinden geçilmiş, altı çizilmiş cümleler..
rüyada anneyle telefonda konuşmaya çalışmalar. onun yanına gitmek istemek, yataktan göğe yükselmek "nerdesin? geliyorum.." diye telaşlanmak.. annenin "dur daha gelme" demesi, tepeden; bir sahil şeridi ve şehrin ışıklarını alacakaranlığın moruna karıştırmak..
uçmak..

beklemek hep sonsuz, hep çok uzun.
beklemek seni yıpratıp buruştururken, zamanı da bir o kadar diri nasıl tutabiliyor?

20090715

çok

çok yakın çok uzak çok istiyorum çok yabancı çok korkuyorum çok gerçek çok hareketli çok yanlış çok canlı çok doğru çok tanıdık çok güzel çok heyecanlı çok sakin çok dingin çok bensiz çok yoz çok kof çok uygun çok alakasız çok sevgili çok tutkulu çok hastalıklı çok dengeli çok mesafeli çok orda çok havalı çok dürüst çok saklı çok çiçekli çok sade çok rüzgarlı çok renksiz çok kokusuz çok elverişli çok aceleci çok çekici çok sıradan çok ateşli çok durgun..
çok çocuk ve çok yaşlı..
çok benimle ve en çok da onsuz..

20090706

kamaşsın dişler..

"what made me behave that way?
using words i never say
i can only think it must be love
oh, anyway, it's looking like a beautiful day

someone tell me how i feel
it's silly wrong but vivid right
oh, kiss me like the final meal
yeah, kiss me like we die tonight.."


elbow - one day like this

20090703

yaşayan ölüler..

Nasıl oluyor bilmiyorum ama, insanlar hala bokuyla dövüşmekten kendini alamayabiliyor..
İnanılmaz.

Bir de başıma yaşayan ölüler çıktı..
Bir arkadaşımız geçtiğimiz senelerde kendini 4. kattan aşağı atıp ölmeyi denedi. Ölmedi. Aylarca komada kaldı, fizik tedavi, sayısız ameliyat, şu-bu derken, o kör oldu, ailesi de perişan..
Onun artık başkalaştığını düşündüğüm için, onu "eski o" olarak anılarımda canlandırmayı tercih etmekteyim. Beni bunu yaptığım için suçlayacaksanız, sizin için üzülmekten başka yapabileceğim bir şey yok.
Zaten, bir şeyleri yaptığım / yapmadığım için beni suçlayacak cesareti ve hakkı kendinde görebilen insanlara bir şeyler söylemek için yazmaya başladım bu sabah..

Yaşayan ölüler diyordum; evet var bunlar.
Biri o arkadaş mesela.
Bir diğeri de senelerimi nasıl birlikte geçirdiğime dönüp bakınca hayret ettiğim bir eski sevgili.
"Sevgili" demek hak etmediği bir iltifat olur gerçi, içinde ufak bir sevgi zerresi bile barındırmaktan resmen utanan bir insan için.
(Böyle eski püskü hikayleri de sevmem ama n'apalım, olmuş bir kere.
Ben geçmişime küsmeyi hiç denemedim, beceremem.
)

Zira bu bahsi geçen kişi de, dün öğle saatleri itibariyle beynimde ölümü gerçekleşmiş biri artık.. Problemsiz. Net.

Beni tanıyanlar bilir; birinin ölümü benim için artık pek bir şey ifade etmiyor. En sevgili insanlarla morgda vedalaşmayı tadınca pek de açıklanacak bir şey kalmıyor, yamukluk yok bunda..

Ha, ne diyorduk?
Birinin öldüğünü düşünmem için merasimle mezarlığa gömülmesine gerek yok artık.
Hala sapasağlam hayatta olup da kendisiyle alakalı tüm anılarımı, hissiyatımı bir kalemde yok ettiğim insanlar var, olmakta..

Bunu neden yapıyorum?

1) Bu insanların herhangi bir şekillendirme yöntemi ile düzelmeyeceklerini anladığım için. Buna elektroşok, dayak, işkence, telkin, pozitif eğitim vesaire de dahil.
Onlara yapılacak en büyük iyilik onların varlığını görmezden gelip devam etmek.

2) Uzun uzadıya izah etmeye gerek duymaksızın oldukları insandan memnun olamadıkları ve sürekli kabuklarını yırtmaya çalıştıkları için.

3) Hatalarını başkalarına yükleyecek kadar güçsüz, insanların sevgisine olan açlıklarından, sevginin; "karşısındakini asimile etmek" olduğunu düşünmeyi adet edinmiş olduklarından..

Bu sayılanlar az bile.
Bu tiplerin türevleri, gelişmişleri, bir düşük sürümleri, sürünenleri, sürüngen haline gelmişleri falan da var..

Hepsinin benden, çevremden ve sevdiklerimden uzak olmalarını tavsiye ediyor ve diliyorum.
Hiçbiriyle herhangi bir yerde karşılaşmamayı da..