Neler yapmam / yapmaları gerektiğini not kağıtlarına ne zaman yazmaya başladığımı tam hatırlamıyorum ama "Baba bana civciv al" istemini not ettiğim kağıdın 24 senedir saklandığını biliyorum..
İş hayatında da müşterilerle / üreticilerle yapılacaklar hakkında konuşurken, kesin maddeler halinde onlarla iletişim kurduğumu fark ettim.
1) x malzeme x tarihte x yerde olabilir mi?
2) olamayacaksa
a)
b)
c).. vs..vs..
Bazılarına göre olması gereken bu.
Kısalık ve netlik.
Bazılarına göre de, iş yazışmaları için fazla sert ve soğuk.
Haberleşme araçlarının artık başında gelen bilgisayarın getirileri de aynı şekilde...
Kendime yazdığım notların da bu aralar bazı iplerce tutulduğunu, bağlandığını, engellendiğini hissediyorum.
Sürekli bir "ha.. hadi.." durumu var.
"hadi.. " olmuyor.
"ha gayret.." yine netice yok.
Tarih belli, yapılacak iş belli. Aksiyon yok.
Rahatsız oluyorum, yeni baştan plan yapıyorum; bu sefer de tarihi belirleyemiyorum çünkü ben o planı yaparken belirlemeyi tasarladığım tarihe başka işler binmiş oluyor.
Sistem ve tertiple çalışmayı sever bünyem ama, elastikiyet kazansın diye bilhassa yapmaya ve yapmamaya çalıştığım şeyleri düzenleme esnasında ortaya çıkıveren emrivaki güçlere tahammül (yine) edemiyorum..
Tutuluyorum.
Kendimi nasıl rahat ettiririm?
1) "Tatile ihtiyacım var"
2) "Tatil süper olurdu"
3) "Artik bi tatil yapsan fena olmaz.."
4) başka?
20090130
20090128
ihtiyaç
arkadaşının sevgi ve sözcüklerine ne de çok ihtiyacı varmış insanın..
bir şey yapmaya gerek duymaksızın "orda" olan arkadaşının.
türlü duygular yüklenmiş, ağlak ve çaresiz değil hislerim.
net. somut. soyut. orada. temiz. saf.
ihtiyaç bu. kimya. huzur. aramadan bulduğun..
seviyorum ekin seni. ve hiçbir şey yapmaksızın bunu hissetmeme neden olan herkesi.
deniz a'yi (anlamasına gerek yok -sanırım-)
annemi (ölü olması sevgimi değiştirmez / engellemez)
babamı ( '' '') erman'ı.
bengi'yi.
deniz b'yi..
(ailenin ihtiva ettikleri sadece anne-baba olmamalı. değil mi?)
olup olmadıkları her şey için.
geliyorum, bekle.
ama önce avrupa'yı fethetmem lazım.
para da um-rum-da-de-ğil..
çünkü bildiğin gibi çok yo-rul-dum-ar-tık..
20090126
dumanlar..
Paslanmış beyin kıvrımlarımdaki haber akışını bugün biraz olsun canlandırabildiğim için mutluyum. Dumanların çıkışını özlemişim.
Başka yerde olsaydım ne değişirdi, bu filmlerin arasında olmam neyi değiştiriyor bilemiyorum ama düşüncenin ucu bucağının olmayışı, 3 boyutlu varlığın zihinsel gezintisine ket vurmuyor bir noktadan sonra.
dümeni hayal gücünün ele geçirmesi dileği..
imaginatio gubernet!
latinceleştirdik, bu çıktı..
hala düşünmekteyim ama rego fiili ile kullanabilir miydim 'gubernaculum'ları diye..
ama gubernare dururken, gereksiz. (mi?)
düşünceyle zamanı genişletebilir miyiz?
a) düşünce ve zamanı genişletebilir miyiz?
b) düşünce yardımı ile zamanı genişletebilir miyiz?
Başka yerde olsaydım ne değişirdi, bu filmlerin arasında olmam neyi değiştiriyor bilemiyorum ama düşüncenin ucu bucağının olmayışı, 3 boyutlu varlığın zihinsel gezintisine ket vurmuyor bir noktadan sonra.
dümeni hayal gücünün ele geçirmesi dileği..
imaginatio gubernet!
latinceleştirdik, bu çıktı..
hala düşünmekteyim ama rego fiili ile kullanabilir miydim 'gubernaculum'ları diye..
ama gubernare dururken, gereksiz. (mi?)
düşünceyle zamanı genişletebilir miyiz?
a) düşünce ve zamanı genişletebilir miyiz?
b) düşünce yardımı ile zamanı genişletebilir miyiz?
20090123
lavfomüyuzig
eve gitsem..
cubase'i açsam, esen'in 'cells'ini alsam elime teker teker partisyonları kaydetmeye başlasam..
güzel olsa. bir kere de hakikaten güzel olsa..
sonra yemek kendiliğinden hazır olsa, çamaşırlar asılmış ve çoktan kurumuş..
gönderdiklerim yerlerine ulaşmış,
bütçem kısılmamış..
..olsa
güzel olurdu ya..
cubase'i açsam, esen'in 'cells'ini alsam elime teker teker partisyonları kaydetmeye başlasam..
güzel olsa. bir kere de hakikaten güzel olsa..
sonra yemek kendiliğinden hazır olsa, çamaşırlar asılmış ve çoktan kurumuş..
gönderdiklerim yerlerine ulaşmış,
bütçem kısılmamış..
..olsa
güzel olurdu ya..
20090120
20090119
facile dictu mirabile sensu
Öğrenim hayatım boyunca karşılaştığım en değerli hoca -iddiali değilim, hissiyatımı söylüyorum- ile aramızdaki diyaloğu maksadını aşmaması gereken bir öğrenci-öğretmen formatından çıkarıp; aslında olması gereken arkadaşlık formatına geçirebilmiş olduğumuz için kendimi şanslı sayıyorum.
Her şeyin bir dozu, ölçüsü, sınırı olduğu gibi o dozun, ölçünün nerede olduğu konusunda şüphelere dalıp; ilişkileri çıkmaza, kötüye sürükleyen bir takım davranışlara sebebiyet verecek hissiyatlardan arı bir halde arkadaşlığımızı sürdürebildiğimiz için de, ayrıca mutluyum..
Ἀνερρίφθω κύβος!
P.S: Buna benzer şeyler anlattığımda, bana boş gözlerle bakmayan biri vardı hayatımda..
Yerini doldurmayı denemiyorum bile..
Her şeyin bir dozu, ölçüsü, sınırı olduğu gibi o dozun, ölçünün nerede olduğu konusunda şüphelere dalıp; ilişkileri çıkmaza, kötüye sürükleyen bir takım davranışlara sebebiyet verecek hissiyatlardan arı bir halde arkadaşlığımızı sürdürebildiğimiz için de, ayrıca mutluyum..
Ἀνερρίφθω κύβος!
P.S: Buna benzer şeyler anlattığımda, bana boş gözlerle bakmayan biri vardı hayatımda..
Yerini doldurmayı denemiyorum bile..
20090116
almond blossom

Bu tablo, alakasız zamanlarda alakasız insanlarla birleşti; tüm alakasızlıklara bir alaka ekleyerek hayatıma yer etti.. (..etmiş ya da ben farkında olmadan)
Şimdi ben ona ne zaman baksam, açmış her çiçeğinde bir insan, her darbesinde bir koku, her köşesinde başka bir anı buluyorum. (İyi mi kötü mü düşünmeden)
Bazen şeyler kocaman hale geldiğinde, burnumdan soluduğumda, kafamdan düşünce dumanları çıkmaya başladığında, canım inanılmaz sıkkın olduğunda farkında olmadan kendimi ona bakarken buluyorum; peşi sıra da diğer her şeyi..
Basit. Net. Açık.
İşin komiği, A ve B halim, kurgum ve insanlarla olan pseudo* bağlantım tek bir tabloda ışığa çıkıyor. Ve o insanların hiçbirinin bundan haberi olmuyor. Doya doya at koşturuyorum, bir nevi..
Şimdi soruyorum:
1) Komün hayat ne kadar gerçek?
2) Sevdiğim insanların gerçekliği -gerçekten- söz konusu mu?
3) Hayal ürünü ve realitenin sınırı nerede?
*bu kelimeyı sık kullanıyorum ve çok seviyorum.
Yaşasın antik grekçe!
dipnot: çok kuru ve kişisel bir yazı olduğu için anlaşıldığını sanmıyorum, maksat deşarj...
20090115
55 Hemenway
Gönderecek bir şeyler biriktiriyorum; o yüzden o kadar uzadı..
Yoksa savsaklıyor, erteliyor, "eaaah" diyor değilim. Ne zaman öyle oldu?
Biraz ilerdeyim -naturally- ama takip ediyorum.
Clocks..
İlerdeyim ya, the bad+'i da yollayacağım sana yakında.
Kanlı-canlı hem de..
aah civ... like a kid loves candy and fresh snow..
Yoksa savsaklıyor, erteliyor, "eaaah" diyor değilim. Ne zaman öyle oldu?
Biraz ilerdeyim -naturally- ama takip ediyorum.
Clocks..
İlerdeyim ya, the bad+'i da yollayacağım sana yakında.
Kanlı-canlı hem de..
aah civ... like a kid loves candy and fresh snow..
o tempora!
20090108
the bad plus

Geliyorlar bir kez daha..
Şiddetle tavsiye etmekten başka bir şey yapasım yok açıkcası.. Durum meydanda.
http://www.issanat.com.tr/Event.aspx?EventID=1270&DateID=2327&LanguageID=1
20090107
amiyane tabirler, atasözleri, deyimler..
bi' sürü var bunlardan..
sık kullanmasam da anlamlarını sık hatırlayıp gülerim.
müstehcenliğin ve/veya cinsel uzuvların kullanıldığı deyim, atasözü, tabirlere de ayrıca bayılıyorum; bastırılmış cinsel duygularımızın sadece cinsellik alanında değil, sevinç, üzüntü, uyarı dürtülerine de hakim olduğunu görmek daha başka şeyleri de gösteriyor.
"el sikiyle gerdeğe girilmez", misal.
ordan alınıp oraya aktarılan paralar ve bitmek tükenmek bilmeyen 'borçlu olunanlar' listeleri..
"siki taşağına denk gelmiş, trampet çalıyor." Daha keyifli olan birini düşünebiliyor musunuz?
"ipimle kuşağım, sikimle taşağım"..
bu arada bir kadın da çıkıp kendi uzuv-girintilerini mevzu edip bir laf etmemiş, hayret.
görüyor musunuz?
"görünen köy klavuz istemez" zaten..
"bok yoluna gitti niyazi."
Niyazi adındaki er kişilerin kör talihi elbet; ama kişiselleştirilmese ciddiye alınır mıydı bu kadar?
Şu badem gözlü olan körün, sırma saçlı olan kelin adlarını da bilsek mesela, iki kere düşünür insan. "Benden mi bahsediliyor?" paranoyasının en sadık köleleridir insanlar..
Dilimizin pırlantaları, yakutları bütün bunlar..
Zenginiz tabi ya!
eeee "zenginin malı züğürdün çenesini yorar"..
sık kullanmasam da anlamlarını sık hatırlayıp gülerim.
müstehcenliğin ve/veya cinsel uzuvların kullanıldığı deyim, atasözü, tabirlere de ayrıca bayılıyorum; bastırılmış cinsel duygularımızın sadece cinsellik alanında değil, sevinç, üzüntü, uyarı dürtülerine de hakim olduğunu görmek daha başka şeyleri de gösteriyor.
"el sikiyle gerdeğe girilmez", misal.
ordan alınıp oraya aktarılan paralar ve bitmek tükenmek bilmeyen 'borçlu olunanlar' listeleri..
"siki taşağına denk gelmiş, trampet çalıyor." Daha keyifli olan birini düşünebiliyor musunuz?
"ipimle kuşağım, sikimle taşağım"..
bu arada bir kadın da çıkıp kendi uzuv-girintilerini mevzu edip bir laf etmemiş, hayret.
görüyor musunuz?
"görünen köy klavuz istemez" zaten..
"bok yoluna gitti niyazi."
Niyazi adındaki er kişilerin kör talihi elbet; ama kişiselleştirilmese ciddiye alınır mıydı bu kadar?
Şu badem gözlü olan körün, sırma saçlı olan kelin adlarını da bilsek mesela, iki kere düşünür insan. "Benden mi bahsediliyor?" paranoyasının en sadık köleleridir insanlar..
Dilimizin pırlantaları, yakutları bütün bunlar..
Zenginiz tabi ya!
eeee "zenginin malı züğürdün çenesini yorar"..
last.fm
radyolarında geziniyorum.
the bad plus - flim tavsiye ediyorum..
hatta ayni flim'i trio elf'ten de tavsiye ediyorum..
not: flim, aphex twin eseridir.
the bad plus - flim tavsiye ediyorum..
hatta ayni flim'i trio elf'ten de tavsiye ediyorum..
not: flim, aphex twin eseridir.
20090106
sen neymişsin be abi!

Önünden geçip durduğum, bir kere bile içine girmediğim dükkanlarından birine dün sonunda girdim.. Yoğun meyva kokuları genzi bir süreliğine tıkasa da, bir zaman sonra alışıp burnunu oraya buraya sokuşturmaya başlıyor insan..
Kapların içinde jel halinde sabunlar, ağıza hop diye atmalık irili ufaklı top sabunlar, başka şekillerde ve renkte sabunlar, sıvı sabunlar, katı sabunlar, sabunlar, sabunlar, sabunlar...
Sonra geliyoruz "balistik" tabir edilen sıkıştırılmış sodyum bikarbonat küvet toplarına. Bunların, her zaman küveti doldurup da sefa süremeyenlerin de var olduğu düşünülerek üretilmiş ve "emotibomb" tabir edilen tablet balistik şeklinde olanları da var.
Köpük banyolarına merhaba!
Aval aval gezinirken, satıcı yaklaşıp; "bir müşterimiz bunlardan bir ısırık aldı, başka bir müşterimiz parmağına sürdüğü çilekli jöle şampuanı tatmaya çalıştı, bir başka müşterimiz; balistiklerden birinin üzerindeki süslerin şeker olduğuna fazlaca inanmış olsa gerek, sabundan bir çiçeği midesine indirdi" diyor..Şaşırıyoruz ama hak vermiyor da değiliz. İştah kabartıcı renk ve kokulara direnmek epeyce zor geliyor.
Hele "most wanted" ibaresi altında sattıkları katı kremler hakikaten yemelik.
Kalp şeklinde beyaz çikolata, ortasında da sütlü çikolata parçası/parçacıkları..
Görüntü bu; yerseniz "benzyl benzoate", kısaca "el kremi"..

Özellikle birlikte yaşayan / evli çiftler için de ürünler var.
Yalnız şöyle uyarılabiliyoruz, misal:
Bu masaj kremlerini bireyler birbirlerine uygulayacaklarsa, bir diğerinin masajdan mahrum kalma riski söz konusudur.. Mayışacağınızı ve belki deliksiz bir uykuya dalacağınızı hesaba katın.
Eh, böyle olunca, "biz bunu istemeyiz" diyenler için canlandırıcı, ateşleyici ürünler de mevcut.
"Yummy, isn't it?"
bilgi / detay:
www.lush.com
www.lushturkey.com
20090105
şunlar bunlar..
Geçti bitti bir yılbaşı telaşı daha..
Gerçi bu sene kuzenler ve arkadaşlarla beraber olduğum için nispeten keyifli idi.. Geçen yılbaşı gecesi hastalanan sevgili, bu sene cin-tonikle dans etti durdu.. (çok şükür -nasıl bir düşünce ise bu!?!-)
Sarah tatlı bir kız, evet..
Dişilerden 2 adım geri duruşumu, direkt kollarına atlayabileceğim kadar değiştirmiş değil ama en azından "oh be, böyle kızlar da var demek ki dünyada!" dedirtti..
Sıktık onu, evet. Almanca-Türkçe-İngilizce bilen bir grupta olup da kızcağızla yeteri kadar iletişim kuramamak üzücüydu. kalabalığın boş eğlencesi eşliğinde dans etti durdu o da.
Kuzenlerle birer yetişkin olarak iletişim halinde olmak güzel.
Hayat başkalaşıyor. Her saniye. Gayet de hoşuma gidiyor.
Şu kızlar evlerine bir dönsünler, bir kaç fotoğraf koyalım bari.
Gerçi bu sene kuzenler ve arkadaşlarla beraber olduğum için nispeten keyifli idi.. Geçen yılbaşı gecesi hastalanan sevgili, bu sene cin-tonikle dans etti durdu.. (çok şükür -nasıl bir düşünce ise bu!?!-)
Sarah tatlı bir kız, evet..
Dişilerden 2 adım geri duruşumu, direkt kollarına atlayabileceğim kadar değiştirmiş değil ama en azından "oh be, böyle kızlar da var demek ki dünyada!" dedirtti..
Sıktık onu, evet. Almanca-Türkçe-İngilizce bilen bir grupta olup da kızcağızla yeteri kadar iletişim kuramamak üzücüydu. kalabalığın boş eğlencesi eşliğinde dans etti durdu o da.
Kuzenlerle birer yetişkin olarak iletişim halinde olmak güzel.
Hayat başkalaşıyor. Her saniye. Gayet de hoşuma gidiyor.
Şu kızlar evlerine bir dönsünler, bir kaç fotoğraf koyalım bari.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

