20121005

sözden anlamayan beynin, 'topa gelişine vurması'dır sükunet,
derin bahçelerinden bir kova su çektiğin kuyuda,
binlerce iskelet, binlerce anı yatar karanlık içinde.
gördüklerin, mücerredin zerresidir; elle tutabilirsen ne ala,
kaçar, susar, hayal ettiğinden binlerce kez büyüktür, keza.
yaşamış oldukları, algıların kapısında bekler
içeri alınmayı bir sürüngen gibi, korunaksız,
küçük ve hor görmüş komşuların gözlerinde değersiz;
inanası gelmez insanın düştüğü çukurun çekimine
akarsın adeta, çoktan ayrışmışsın gibi parçacıklarına.
bilsen nereye çözüleceğini, belki rahatlar için ama
gözlerin bağlı.
görmeden, sezmeden akar durursun,
belki ulaşırsın denize, belki kuyuların daha da derinliğine.
zaman, çoktan olmuş şeylerin erteleyici kremi,
kaydırır, süründürür seni korunaksız,
zayıf bir ışığın beslemesiyle pıtrak gibi açacak günlere.

1 yorum:

slngln dedi ki...

46'ya 46'dan gelsin o zaman:
"... "böyle şeyler düşünen bir ben mi varım acaba?" diye dert mi etmeliyim, bilemiyorum. karnım aç. hatırlıyorum. ve sonra da sırasıyla bugün yapmam gerekenleri...
yanımdan sabah yürüyüşünü tamamlamış, ve belli ki rahatlamış, bir köpek ve sahibesi geçiyor.
gün başlamış, kesinlikle!"
The end!