20100923

ahşap evin bahçesi, nesta; çok büyümüş ve çok güçlenmiş, yaz günü ama hava boğucu ve kapalı. bahçede oturan insanların içinde bizim ölülerden var ama yüzlerini seçemiyorum. ama orda olduklarını biliyorum.
erman'ın annesi, babası, ablası.. biga gibi bir yerdeyiz, günlerdir oradaymışız ama denize giremiyormuşuz çünkü denizde bir takım böcekler varmış. babası sürekli erman'ı bir işe çağırıyor, erman sürekli meşgul ben de nesta geldi diye (Biga'dan Bostancı'ya dönüş) çok sevinip, ağlıyorum. kafasının altında yürüyorum, her zamanki gibi omzumdan kafasını uzatıyor, burnundan çıkan sıcak hava omzumu ıslatıyor. elimde yenmiş bir elma var, onu tıkıveriyorum ağzına, gülüyor. sonra ağacın etrafında koşmaya başlıyor. tekrar biga'da oluveriyorum ve "hiç kendimi bu kadar yalnız hissetmemiştim" diyorum ve üzerimde inanılmaz bir ağırlık hissederek uyanıyorum.
uyanınca, bunu gerçekten yüksek sesle söyleyip söylemediğimden emin olamıyorum.
kedilere bakıyorum, uyuyorlar.

1 yorum:

murat dedi ki...

Tam bu nota, karşımdaki ekranda dönen Jeff Buckley konserinden "Halleluja" denk geldi. Ben de başka bişi yazamadım...