20100603

istediğim dolmalardan, aşureden, rus salatası ve çerkez tavuğundan hiçbir yerde bulamıyorum.
bütün bu sinirle şu karşıdaki call center'da çalışan ve sigara molasına çıktıklarında ettikleri laklakla bütün mahalleyi ayağa kaldıran o kızları dövebilirim şu an. o derece!
apple pie'ı unutmuşum listeye dahil etmeyi..

hadi yemeği geçtik, şu bileziklerin çıkardığı sesi istiyorum, 'ay dede' diye isim taktığım beni istiyorum. aynanın karşısında kendisine giyecek bir şeyler seçerken yaşadığı şaşkınlığını görmek istiyorum. birlikte taksiye binip alışverişe gidelim ve bunu her tekrar edişimizde ilk seferki gibi heyecanlanmak istiyorum. sonra alışveriş merkezinde o bi tarafa, ben bi tarafa gideyim, bir kaç saat sonra birbirimizi arayalım, oturup bi köşede kahve içelim.
sonra tartışalım, çünkü çok abes bir şey için çok para vermiş olayım. "cıkcık" desin, kafasını yavaşça sağa çevirsin..
gönlünü almak istemeyeyim, ben de kızayım ona. sonra eve gidelim kopan kollarımızla, buzdolabına sebzeleri yerleştirelim, bir gazoz açalım..
enginar yapsın, barbunya yapsın... iç pilav yapsın, koca bir çanak salata.
akşam karpuz yiyelim, "çok yemeyelim, sonra gece çişe kalkarız" desin, biz yine de çatlayana kadar yiyelim..

gece sırtımı kaşısın, yanımda yatsın, bana bişeyler anlatırken kendi uyuyakalsın, uykusu esnasında hala anlattığını sansın, garip sesler çıkarsın.. güleyim.


bana böyle bir gün ver, ertesi sabah kaldığı yerden devam edebilir hayat..


1 yorum:

murat dedi ki...

Şu sırtını kaşıma meselesi... Bazen acısa da güzeldir yav...
Özler insan. Eşek kadar olsa da çocuk hisseder kendini, ne güzel.
Karpuz meselesi bir de :) Ne çok yerdik, sanki bir daha bulamayacakmışız gibi...
Güzel ve anlamlı detaylar sevgili "aa", ne desem boş...