20091030

medan du väntar

Undrar hur glad du är
undrar hur glad du är
I huset som är rent
tickar klockan på försent
du väntar på det sista man gör här
undrar hur glad du är
Undrar hur lätt du ler
undrar hur lätt du ler
om solen skiner in
om den skiner på ditt skinn
har en vacker dag med sig vad den ska
undrar hur lätt du ler
Kysst och smekt
vad har du lekt
din almanackas blad har täckt halva vår stad
medan du väntat
(solo)
Undrar hur nöjd du är
undrar hur nöjd du är
himlen är ju god
med smak av hemmagjord
men har du smakat allt som bjuds vid detta bord
undrar hur nöjd du är
Kysst och smekt
vad har du lekt
din almanackas blad har täckt halva vår stad
medan du väntat
…..


bu lisanı adamakıllı öğretebilecek biri varsa, öğrenmeye hazır olduğumu bilmeli..

20091026

durgun sazlıklar ve praevidentia ile alakalı: akıldan saniyenin 1/7864 kadar zamanda geçenler..

bana anlatılan şeylerin arka planındakiler konusunda ufak ufak öngörülerde bulunduğum zamanlarda, bu yaptığımdan utanmayla karışık içten içe korkardım. "hiç haddime değil böyle şeyler" diye düşünürdüm.. hislerimi hep bi' taraflara tıkıştırıp "eee, anlatsın bakalım" diye dinlerdim karşımdakini..
şimdi böyle gökten kocaman bir delik açılmışcasına ve kitaplarda tasvir edildiği gibi nur yağmacasına his yağıyor üzerime, gözlerim yanıyor "gör artık APTAAĞĞĞLLL" diye -o "ğ"yi yoğun bir şekilde okuyunuz- inliyor resmen koskoca evren..

evet, etkilenebiliyoruz küçüklüğümüze dair kapalı kutuları işaret eden olaylardan ve insanlardan.. iki çift güzel hikaye dinlemekten.. ama olayların arka planında gelişmekte olan şeylerden sözlü olarak hiç haberdar edilmesek de, bu koca kulaklar ve antenler bir şekilde çalışıyor ve o arka plandaki resmi deşifre etmeye yetiyor ufacık bilgiler.. tabii, biz birleştirmeyi tercih ettiğimiz sürece.

kısa ama şiddetli esen rüzgarın ardından, uzun süre hiç kımıldamaz sazlıklar..
sesi sedası kesilir. kurbağalar hareketsiz durur suyun üzerinde..
su kaplumbağası burnundan ufak hava kabarcıkları çıkararak süzülür, gider..

bizim hikaye de aynen böyle.
durgun dereden geçen şiddetli rüzgarın eşliğinde panayır yerine dönmüştü ortalık, eski tasına, eski hamamına selam edebilir şimdi..


ha bir de, unutmuştum bunu, geçen gün bir şekilde hatırladım:
"don't ever tell anybody anything.
if you do, you start missing everybody.." jds.

20091021

a little less conversation
a little more serotonin, please..

20091015

"başkalaşmadan, değişmeden, hareket etmeden duran ve hep aynı kalan bir şey söyle bana.."
"gerek var mı?"
"olmadığı için söyle zaten, uçsun gitsin söylediklerin.."
"....."
"ne oldu?"
"söyledim işte.."
"söylemedin ki, bir şey duymadım.."
"e, uçup gittiler demek ki.."

gidiyor işte böyle her şey uçarak, kaçarak, eskiyip, solarak, bozularak.. her ne ise..
ve kalıyoruz tek başınalığımız başımıza vurmuş bir halde..

adım adım ilerliyoruz tekrar eden spiraller içine..

ey "kaotik kozmoloji", kucakla bizleri!