"yüz verdik ve sen tepemize çıktın!" der gibi bir şey!
harika, değil mi?
ve son olarak:
"I never asked to be your mountain!"
*
20080716
pluvius..
ah, the restless skies..
turned out to be ashen and sober once again,
how beautiful it all looks from down here, in our holes,
with every bolt of thunder, pieces of clouds fill the crackling earth
the long-awaited rock solid drops of abundance, hitting,
the trees have raised their hands up higher to gather
and to suck the freshness into their trunks even better.
i, stand in the middle of a dry circle,
watching the rain flush away all the make-up,
the dripping mascaras and rosy lipsticks,
all the jazz and all that dirt..
i hope you are enjoying these moments as much as I do
cuz the joy is equal to my yearning for you..
*
turned out to be ashen and sober once again,
how beautiful it all looks from down here, in our holes,
with every bolt of thunder, pieces of clouds fill the crackling earth
the long-awaited rock solid drops of abundance, hitting,
the trees have raised their hands up higher to gather
and to suck the freshness into their trunks even better.
i, stand in the middle of a dry circle,
watching the rain flush away all the make-up,
the dripping mascaras and rosy lipsticks,
all the jazz and all that dirt..
i hope you are enjoying these moments as much as I do
cuz the joy is equal to my yearning for you..
*
ah..
uzaklara..
burda görmekten sıkıldığım insanlardan uzak bir yerlere gitmek istemek..
hele tatile gidip de "herkesin" orda olduğu bir yerde konaklama fikri tüyler ürpertici..
bu yüzden her sene en sakin yeri bulmak gerek, orda da olmasınlar diye..
ama onlar hep ordalar.
elleri yüzleri çamur içinde çıkıp geliyorlar.
hiç saygısızlık edebiliyor olacaklarını düşünmeden.
ve o aşırı sevgi gösterileri... ben mi alamıyorum, anlamıyorum yoksa insanlar sevgi gösterirken bile aşırı mı benciller?..
Sarılmaların, öpücüklerin geri dönmeyişi karşısında siliveriyorlar, itiveriyorlar herkesi. ne çabuk!
oysa sevmek, sevene has bir şeydir. Karşısındakini çok da ilgilendirmez / ilgilendirmemelidir.
Benim seni seviyor olmamın sana ne faydası olabilir ki? Seni anca sevindirir, mutlu eder..
İşte o yüzden, lüzum yok gereksiz kibarlıklara. Netlik, sadelik yeter de artar.
burda görmekten sıkıldığım insanlardan uzak bir yerlere gitmek istemek..
hele tatile gidip de "herkesin" orda olduğu bir yerde konaklama fikri tüyler ürpertici..
bu yüzden her sene en sakin yeri bulmak gerek, orda da olmasınlar diye..
ama onlar hep ordalar.
elleri yüzleri çamur içinde çıkıp geliyorlar.
hiç saygısızlık edebiliyor olacaklarını düşünmeden.
ve o aşırı sevgi gösterileri... ben mi alamıyorum, anlamıyorum yoksa insanlar sevgi gösterirken bile aşırı mı benciller?..
Sarılmaların, öpücüklerin geri dönmeyişi karşısında siliveriyorlar, itiveriyorlar herkesi. ne çabuk!
oysa sevmek, sevene has bir şeydir. Karşısındakini çok da ilgilendirmez / ilgilendirmemelidir.
Benim seni seviyor olmamın sana ne faydası olabilir ki? Seni anca sevindirir, mutlu eder..
İşte o yüzden, lüzum yok gereksiz kibarlıklara. Netlik, sadelik yeter de artar.
20080707
büyütmek
fazlasıyla gözümüzde büyüttüğümüz şeylerin, zamanı geldiğinde puf diye sönmeleri sarsıcı oluyor..
büyütülmüş olduğunun farkında bile olmayan taraf için de, büyüten göz için de..
"kıskançlık" insanlığı yaş ve cinsiyet dinlemeksizin kamçılamaya devam edecek en ilkel rekabet motivatörü -eğer öyle bir kelime varsa- yok, kıçımdan uydurduysam, daha betimleyici başka bir kelime bulan parmak kaldırsın..
büyütülmüş olduğunun farkında bile olmayan taraf için de, büyüten göz için de..
"kıskançlık" insanlığı yaş ve cinsiyet dinlemeksizin kamçılamaya devam edecek en ilkel rekabet motivatörü -eğer öyle bir kelime varsa- yok, kıçımdan uydurduysam, daha betimleyici başka bir kelime bulan parmak kaldırsın..
20080704
De Somno
Olur olmadık yerlerde uykum geliyor..
Şimdi de uykum geldi, hadi bakalım. Sonra yazarım artık.
Şimdi de uykum geldi, hadi bakalım. Sonra yazarım artık.
20080703
"sana ne be!"
dönüp şöyle bir baktığımda, bu ülkede yaşadığı-yaşamadığı hiçbir şeyden rahatız olmadığı gibi, az önce kendisine resmen omuz atmış olmamdan da aynı şekilde hiç rahatsız olmadığını görüyorum..
ama o gün, geri dönüp bakmamın ardından düşüncelerimi de işittiğinde, anca ve ance "sana ne be!?" diyebildi. bunlar çıktı ağzından.
tek karşı koyuşu bu olabildi..
bu yukarıda bahsi geçen ve topu topu 10-15 saniyeye sığabilmiş olayın kahramanları, bendeniz ve aynı kaldırıma ayak bastığım 3 kadın..
karşıdan, yanyana dizilmiş vaziyette geliyorlar..
ya çarpışıcaz ya da birimizden biri yol verecek..
- yol vermekten de kasıt; kaldırımdan asfalta inmek-
bilhassa yol vermedim.
bir ihtimal, akıl ederler de inci gibi dizilmiş olmaktan vazgeçer, durup yol verirler veya birbirlerinin arkalarına geçip tek sıra olurlar ümidi ve bir yandan da, aksi halde olabileceklerin tasarları ile..
durmadım, hızımı kesmedim ve kadınlardan birine resmen omuz attım. sonra durup arkama baktım, o hiç oralı değildi..
yanındakine bir şeyler anlatıp gevrek gevrek gülmeye devam ediyordu.
sonra yüksek sesle "siz yanyana yürümek zorunda mısınız?" dedim.
o da diye diye "sana ne be!?" dedi..
laubalilik, cehalet, umursamazlık, bencillik.. ne derseniz diyin..
ne insanlar var ki, içeri girmek için kendi anahtarınızla açtığınız apartman kapısından dışarı, tam siz içeri girecekken fırlayıverir, size çarpar. hani, kendi kabahatini kabul edip kapıyı açmış olduğunuz için mahçupça teşekkür etmeyi bir kenara bırakın, özür de dilemez..
bu dalgınlık, bir anlık düşüncesizlik değil. karaktere nüfuz etmiş bir saygısızlık, görmemişlik, öğrenmemişlik..
anam babam hiç para içinde yüzmedi.
hiç namussuzluk etmediler.
sessiz sedasız en düzgün okullardan iyi derecelerle mezun olup, kendi işlerini kurana kadar kıt kanaat geçinmişler.
kendi işlerini kurduklarında bile nice inişler çıkışlar görmüşler.
varlığı da yokluğu da iyi bilirlerdi.
keşke, huzur içinde yatsınlar, anam babam da çoğumuz gibi görgüsüz olsaydı. keşke bana, daha elimdekini yerken bir dondurma daha almaları için sokak ortasında tutturmayı öğretselerdi.. keşke erkek olsaydım da, misafirlere pipimi gösterseydim, evde çıplak gezseydim..
hatta keşke babam bir gün pipimi tutup da koparsaydı!!
keşke anasına babasına "selinler'e ders çalışmaya gidiyorum" diye yalan söyleyebilen bir kız olsaydım. gizli gizli erkek arkadaşlarımla buluşup, kuytu köşelerde öpüşürken bakkal amca yakalasaydı..
keşke herkesi parmağımda oynatabilecek kadar çok param olsaydı ama hiç kafam çalışmasaydı.
keşke keşke keşke...
kısacası, niye böyle oldum, ne bok yemeye bizimkiler beni o şekilde yetiştirmediler, elbet bir gün öğreneceğim..
ama o gün, geri dönüp bakmamın ardından düşüncelerimi de işittiğinde, anca ve ance "sana ne be!?" diyebildi. bunlar çıktı ağzından.
tek karşı koyuşu bu olabildi..
bu yukarıda bahsi geçen ve topu topu 10-15 saniyeye sığabilmiş olayın kahramanları, bendeniz ve aynı kaldırıma ayak bastığım 3 kadın..
karşıdan, yanyana dizilmiş vaziyette geliyorlar..
ya çarpışıcaz ya da birimizden biri yol verecek..
- yol vermekten de kasıt; kaldırımdan asfalta inmek-
bilhassa yol vermedim.
bir ihtimal, akıl ederler de inci gibi dizilmiş olmaktan vazgeçer, durup yol verirler veya birbirlerinin arkalarına geçip tek sıra olurlar ümidi ve bir yandan da, aksi halde olabileceklerin tasarları ile..
durmadım, hızımı kesmedim ve kadınlardan birine resmen omuz attım. sonra durup arkama baktım, o hiç oralı değildi..
yanındakine bir şeyler anlatıp gevrek gevrek gülmeye devam ediyordu.
sonra yüksek sesle "siz yanyana yürümek zorunda mısınız?" dedim.
o da diye diye "sana ne be!?" dedi..
laubalilik, cehalet, umursamazlık, bencillik.. ne derseniz diyin..
ne insanlar var ki, içeri girmek için kendi anahtarınızla açtığınız apartman kapısından dışarı, tam siz içeri girecekken fırlayıverir, size çarpar. hani, kendi kabahatini kabul edip kapıyı açmış olduğunuz için mahçupça teşekkür etmeyi bir kenara bırakın, özür de dilemez..
bu dalgınlık, bir anlık düşüncesizlik değil. karaktere nüfuz etmiş bir saygısızlık, görmemişlik, öğrenmemişlik..
anam babam hiç para içinde yüzmedi.
hiç namussuzluk etmediler.
sessiz sedasız en düzgün okullardan iyi derecelerle mezun olup, kendi işlerini kurana kadar kıt kanaat geçinmişler.
kendi işlerini kurduklarında bile nice inişler çıkışlar görmüşler.
varlığı da yokluğu da iyi bilirlerdi.
keşke, huzur içinde yatsınlar, anam babam da çoğumuz gibi görgüsüz olsaydı. keşke bana, daha elimdekini yerken bir dondurma daha almaları için sokak ortasında tutturmayı öğretselerdi.. keşke erkek olsaydım da, misafirlere pipimi gösterseydim, evde çıplak gezseydim..
hatta keşke babam bir gün pipimi tutup da koparsaydı!!
keşke anasına babasına "selinler'e ders çalışmaya gidiyorum" diye yalan söyleyebilen bir kız olsaydım. gizli gizli erkek arkadaşlarımla buluşup, kuytu köşelerde öpüşürken bakkal amca yakalasaydı..
keşke herkesi parmağımda oynatabilecek kadar çok param olsaydı ama hiç kafam çalışmasaydı.
keşke keşke keşke...
kısacası, niye böyle oldum, ne bok yemeye bizimkiler beni o şekilde yetiştirmediler, elbet bir gün öğreneceğim..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)