20111127

belki de sondur...

bazılarının kanı, belinden yukarı gitmiyor.

bir de onları 'öyleymişcesine' sevip sayarak, anlamaya çalışarak ve onlara rağmen onlarla yaşayabiliyor ya insan, işte ona hayret ediyorum her ileri adım atan gün...
'hayal kırıklığı'nın daha üstesinden gelinir, daha yenilir yutulur cinsten örnekleriyle karşılaşmışım hayatım boyunca bir de onu görüyorum.
ya ben salaktım, ya da etrafımdaki insanlar gerçekten bu kadar kıymet bilmez, nankör değildi, bilemiyorum...

neyse... yine de, benim için harika bir iş yaptılar; gözümü açtılar.
olayları, hayatı ve insanları akıl ve ruhlarıyla algılayan insanlarla arkadaşlık kurmayı seviyorum. g*tleriyle algılayanlarla değil.
sırtımdaki ebedi minnet borcu bile, içimdeki tiksintiye mani olamıyor, maalesef.

o ve 'kulübündekiler', eski ara sokaklarda takıladursun, biz de işimize bakalım...




önemli not:
"kulübündekiler" kelimesi yerine ben "küfüvleri" yazmak istemiştim.
fakat, yazdığım kelime, otomatik düzeltmeye girdi ve "kulübü" sözcüğünü önerildi.
beynimde şimşek çaktı, "hah! evet!" dedim, "daha iyi oldu bu!"
ama tabii, anlayana....

Hiç yorum yok: