20101226

bugün, 'uzak mesafe ilişkiler'i konu alan bir film izledim.. çiftlerin kilometrelerce uzakta yaşayıp, aşklarını taze ve devamlı kılabilmek için yapmaya çalıştıklarını izlerken, bir yandan da tarafların aileleri / arkadaşlarıyla ilgili de bilgi edindik.
mesela kızın bi ablası var, evli ve çocuklu.. çocuk, erkek arkadaşlarıyla yaşıyor. sürekli geyik ve içmek falan filan..

kızın ablasının, esas oğlanı bir köşeye sıkştırdığı bir sahne vardı. çocuğa kaşla göz arası "kız kardeşime iyi davran, yoksa o güzel kıçını tekmelerim" gibi bir laf ediyor.. gözlerimden yaş geldi! yaşlılıktan falan değil,
"o kadar yorulmuşum ki" diye düşündüm..
arkamdan birileri de keşke benim beraber olduğum insanlara "bu kıza iyi davran yoksa o güzel kıçını tekmelerim" diyebilseymiş.. korunaklı hissiyatı özlemişim, buna hasretmişim.
bazen birilerinin sizin kıçınızı koruması veya herhangi bir şekilde korunduğunuzu bilmeniz güzel bir şey, ya...
bunu genelde ebeveynler yapar, beraber olunan kişi de onların alanında tabiri caizse, haddini bilir, kuyruğunun üzerine oturur.
böyle bir 'otorite' hissiyatı yaratılmamış meydanlarda ise ne hikmetse detone borular öter durur. ve adamı yorar.
kendini müdafa etmek, ifade etmeye çalışmak ve diğer şeylere de yetişmeye çalışmak.. zor işler.. zormuş. ben çok yorulmuşum...

ama d. özgenç'in babası a.özgenç'e burdan teşekkürlerimi iletiyorum...
kızının düğününde beni nasıl hüngür hüngür ağlattığını hiç unutmayacağım a amca. o gün beni çok mutlu ettin. yalnız hissetmemek güzeldi ama "bu kıza iyi bak" dediğin çocuk, güzel kıçını dönüp gitti... ben de kibarlığımı korudum, her zamanki gibi..

how's that?

1 yorum:

murat dedi ki...

Hmm...
"İki yanlış bir doğru etmez" demişti bir arkadaşım yıllar önce. Hâlâ haklı buluyorum bu sözü ilk söyleyeni :)

(Son bölüme istinaden... Öncesi çok daha karmaşık yorumlar gerektiriyor)