20101210

"anneleri severim oysa ki.."

erkeklerin 2 major travması var:
* sünnet
* askerlik

bu travmaların yanında eş zamanlı gelişen bir de güç var: her şeyi söyleyip yapmaya hakkı olduğuna inanmak.

'erkek anneleri' diye de bir konu var; malumunuz. oğullarına aşık anneler, annelerine aşık oğullar. bunun psikolojik arka planında neler döndüğünü ne olduğunu anlatan, irdeleyen binlerce insan, kitap, kaynak, hikaye et cetera(pink'in tabiriyle "add your own bullshit here") var.

bu iki olayla ilgili gelişen itici gücün önünde ve arkasında bu oğulların oturan yerlerinin iyice okşanması ve okkalanması yatıyor diye düşünüyorum.
oğullar da en ödüllenmiş halleriyle, bu olayların öncesinde ve sonrasında yaptıkları her yorumu, şikayeti, hareketi haklı buluyor, aksine veya seçeneklere kendilerini inandır(a)mıyorlar.

bu biraz da 'maç günü caddenin ortasıdan, arkanda minimum 80 kilometre hızla sana yaklaşan bir araca rağmen -ölümsüzce- yürüyüp "laylaylaylaylaylaaaaaaaaaaağy" diye bağıran taraftar olmak' gibi bir şey olsa gerek.
ölümüne haklısın. ölümüne orası senin alanın, hakkın.
diğer şeyler yok. 'ol'mazlar da.

"annelik kutsaldır." dedikleri bu olsa gerek. en azından bizim coğrafyamızdaki çoğunluğun anladığı odur:
bir anne olarak besle, yedir, doyur, sev, sev, sev ve ona -aynı senin yaptığın gibi- annelik edecek bir eş bulmasına yardımcı ol.

..çünkü kutsallığı bir matematiğe oturtarak izah edemez, somutlaştıramaz, görecelilikten kurtaramazsın.
bir çerçeveye oturtmaya üşendiğin benzer şeyleri de 'kutsallık' olarak söyleyebilir ve geçebilirsin..



"bilmem siz ne düşünürsünüz ama..."

3 yorum:

slngln dedi ki...

...anneler hep affedici oldugu icin senin de hep affetmen gerekir. orada hic bir sey olmamis gibi aksam yemegi yenir. aksam sofrada muhakkak taze yemek vardir. "oglum..." diye ilk muhabbeti baslatan hep anne olur. yakinlikta aynisi beklenir. "konusalim" anlasilir bir yakinlik degildir. gormezlikten gelmek varken konusmaya gerek yoktur. konusulmayinca da ortada bir sorun yoktur. "iyi" annecigin "iyi" evladina "iyi" davranmak gerekir.
sevgiler.

Nesta dedi ki...

affedici annelerin işaret etmekten korktuğu kadınlar vardır.
taze yemek olmazsa kadın yeterince 'kadın' değildir ve 'yemek yapmıyor'dur.
kadın kendi evinde bardağını sehpanın üzerinde bırakıyorsa 'dağınık', erkek kirli çamaşırlarını yere atıyorsa 'unuttu' dur.

bu sebeple; 'iyi'lik diliyorum hepimize.

bilmukabele benden de sevgiler.

murat dedi ki...

Geçmişe gittikçe görüyorum ki (belki de haklı olarak) öfke katsayısı artıyor notlarında :)

Aslında ne kadar kızsak da aslında tarihe not düştüğümüz bu mecralar bize dönüp fikirlerimizi gözden geçirme olanağı sunuyor. Belki bu yüzden insanoğlu baştan beri not düşmek istemiştir tarihe.
Mağara duvarlarından piksellere uzanan sonsuz bir ihtiyaç bu.

Bu yorumumu kısa kesmek zorundayım çünkü aslında sabaha bitirmem gereken bir işim var ve henüz başlamadım bile :)

O nedenle şunu da ekleyip başka bir zaman devam etmek üzere bitireyim:
İkili ilişkiler yeterince zor değilmiş gibi, işin içine bir de aileler ve beklentileri karışınca durum iyice kördüğüm olabiliyor.

Çok zor çoook...

Ciao bella
MG